Rasim Doğan
Köşe Yazarı
Rasim Doğan
c
 

KENDİ KENDİMİZİN HAKİMİ OLMAK: DİREKSİYONDA KİM VAR?

KENDİ KENDİMİZİN HAKİMİ OLMAK: DİREKSİYONDA KİM VAR? Bugün etrafımıza baktığımızda herkes bir şeyleri denetlemenin, kontrol altında tutmanın derdinde. Sokakları kameralarla izliyoruz, iş yerlerini kurallarla bağlıyoruz, teknolojiyi binbir çeşit engel koyarak yönetmeye çalışıyoruz. Ama hepimizin gözden kaçırdığı, kaçırdıkça da kendi başımızı yaktığımız çok basit bir gerçek var: İnsanoğlu dışarıdaki her şeyi hizaya sokmaya çalışırken, ne yazık ki kendi nefsinin, hırsının ve açgözlülüğünün önüne geçmeyi başaramıyor. Oysa istediğimiz kadar sert kanunlar çıkaralım, istediğimiz kadar yüksek cezalar keselim; bir insanın içinde doğruyu yanlıştan ayıracak bir edep, bir haya yoksa o kuralların hiçbiri işe yaramaz. Trafikte bir anlık öfkesine yenilip başkasının canını tehlikeye atan sürücüden, oturduğu koltuğun gücüne güvenip kul hakkı yiyene; komşusunun hakkını gözetmeyenden, kendi çıkarı için her şeyi mubah görene kadar yaşadığımız bütün sıkıntıların sebebi aynı: Kendi kendini frenleyememek, kendi kendini denetleyememek. Bir insanın kendi özünü, hareketlerini kontrol edememesi sadece kendine değil, içinde yaşadığı tüm topluma zarar verir. Bizi kötülükten koruyan şey sadece polisin veya cezanın korkusu olmamalıdır. Asıl önemli olan; hiç kimsenin görmediği, bir tek Allah ile baş başa kaldığımız o anda bile kul hakkına girmemek, eğri yola sapmamaktır. İşte buna insan arasında "insaf" denir, "vicdan" denir, "gönül gözü" denir. Her şeyin çok hızlı tüketildiği, paranın ve gücün ön plana çıktığı bu devirde kendimize şu soruyu sormamız lazım: Hayatımızın direksiyonunda gerçekten kim var? Hırslarımız mı, menfaatlerimiz mi, yoksa helali haramı bilen ahlakımız mı? Eğer bir insan kendi nefsinin arzusuna "dur" diyemiyorsa, dünyaları kazansa da aslında kaybetmiş demektir. Sonuç olarak; elalemi, dünyayı ve başkalarını denetlemeyi bir kenara bırakıp önce kendi kapımızın önünü süpürmek zorundayız. Toplumdaki bozulmayı ve çürümeyi önleyecek şey daha çok polis ya da daha çok kamera değil; kendi vicdanının hakimi olmayı başarmış, edep sahibi insanlar yetiştirmektir. İnsanın en büyük zaferi başkalarına söz geçirmesi değil, kendi nefsine söz geçirip adam gibi adam kalabilmesidir.
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2026 -Salı

KENDİ KENDİMİZİN HAKİMİ OLMAK: DİREKSİYONDA KİM VAR?

KENDİ KENDİMİZİN HAKİMİ OLMAK: DİREKSİYONDA KİM VAR?

Bugün etrafımıza baktığımızda herkes bir şeyleri denetlemenin, kontrol altında tutmanın derdinde. Sokakları kameralarla izliyoruz, iş yerlerini kurallarla bağlıyoruz, teknolojiyi binbir çeşit engel koyarak yönetmeye çalışıyoruz. Ama hepimizin gözden kaçırdığı, kaçırdıkça da kendi başımızı yaktığımız çok basit bir gerçek var: İnsanoğlu dışarıdaki her şeyi hizaya sokmaya çalışırken, ne yazık ki kendi nefsinin, hırsının ve açgözlülüğünün önüne geçmeyi başaramıyor.

Oysa istediğimiz kadar sert kanunlar çıkaralım, istediğimiz kadar yüksek cezalar keselim; bir insanın içinde doğruyu yanlıştan ayıracak bir edep, bir haya yoksa o kuralların hiçbiri işe yaramaz. Trafikte bir anlık öfkesine yenilip başkasının canını tehlikeye atan sürücüden, oturduğu koltuğun gücüne güvenip kul hakkı yiyene; komşusunun hakkını gözetmeyenden, kendi çıkarı için her şeyi mubah görene kadar yaşadığımız bütün sıkıntıların sebebi aynı: Kendi kendini frenleyememek, kendi kendini denetleyememek.

Bir insanın kendi özünü, hareketlerini kontrol edememesi sadece kendine değil, içinde yaşadığı tüm topluma zarar verir. Bizi kötülükten koruyan şey sadece polisin veya cezanın korkusu olmamalıdır. Asıl önemli olan; hiç kimsenin görmediği, bir tek Allah ile baş başa kaldığımız o anda bile kul hakkına girmemek, eğri yola sapmamaktır. İşte buna insan arasında "insaf" denir, "vicdan" denir, "gönül gözü" denir.

Her şeyin çok hızlı tüketildiği, paranın ve gücün ön plana çıktığı bu devirde kendimize şu soruyu sormamız lazım: Hayatımızın direksiyonunda gerçekten kim var? Hırslarımız mı, menfaatlerimiz mi, yoksa helali haramı bilen ahlakımız mı? Eğer bir insan kendi nefsinin arzusuna "dur" diyemiyorsa, dünyaları kazansa da aslında kaybetmiş demektir.

Sonuç olarak; elalemi, dünyayı ve başkalarını denetlemeyi bir kenara bırakıp önce kendi kapımızın önünü süpürmek zorundayız. Toplumdaki bozulmayı ve çürümeyi önleyecek şey daha çok polis ya da daha çok kamera değil; kendi vicdanının hakimi olmayı başarmış, edep sahibi insanlar yetiştirmektir. İnsanın en büyük zaferi başkalarına söz geçirmesi değil, kendi nefsine söz geçirip adam gibi adam kalabilmesidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.