Rasim Doğan
Köşe Yazarı
Rasim Doğan
c
 

Sessizce İtilen Direkler ve Yıkılan Yuvalar

Sessizce İtilen Direkler ve Yıkılan Yuvalar BABANIN ROLÜ ZAYIFLADI Toplumun en sağlam kalesi olarak gördüğümüz aile kurumu, günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar derin bir bocalama dönemi yaşıyor. Türkiye genelinde ve Anadolu'nun dört bir yanında yükselen boşanma oranları, istatistiksel birer sayı olmanın ötesinde, sarsılan yuvaların ve dağılan hayatların açık bir göstergesi. Bu çözülmenin arka planına bakıldığında ise dikkat çekici bir tablo beliriyor: Aile içindeki dengelerin altüst olması ve babalık rolünün giderek işlevsizleşmesi. Geleneksel yapıda ailenin direği, koruyucusu ve toparlayıcısı olan baba figürü; modern çağın getirdiği hızlı değişimlerle birlikte adeta bir kimlik krizine sürüklendi. Bir yanda ekonomik yükün ve geçim telaşının altında ezilen, diğer yanda ise aile içindeki karar alma süreçlerinden giderek uzaklaştırılan bir baba profili var. Babanın yalnızca "eve ekmek getiren bir cüzdan" veya "maddi ihtiyaç mercii" olarak görülmesi, onun aile içindeki manevi ve duygusal bağlarını zayıflatıyor. Rehberlik rolü elinden alınan, saygınlığı zedelenen bir baba; kriz anlarında aileyi bir arada tutacak o birleştirici gücü de sergileyemiyor. Peki, babalık rolünün zayıflaması boşanmaları nasıl tetikliyor? Aile, tüm fertlerin üzerine düşen sorumluluğu taşıdığı bir denge mekanizmasıdır. Eşler arasındaki rol karmaşası, karşılıklı beklentilerin kendini kaybetmesi ve sabır eşiğinin düşmesi, ilk çatırdamada "ayrılık" seçeneğini masaya getiriyor. Baba figürünün pasifleştiği veya rolünü kaybettiği evlerde, kriz yönetimi zorlaşıyor; iletişim kanalları tıkandığında ise yapıcı çözümler üretmek yerine bağları koparmak daha kolay bir yol gibi görünüyor. Kuşkusuz, sağlıklı bir toplumun temeli rolleri net, sorumlulukları adil dağıtılmış ve karşılıklı saygıya dayalı ailelerden geçer. Boşanma oranlarındaki bu ürkütücü artışın önüne geçmek, yalnızca ekonomik tedbirlerle mümkün değildir.  Aile yapısını korumak; babanın aile içindeki prestijini, rehberlik konumunu ve sorumluluğunu yeniden tesis etmekle mümkün olur. Aileyi ayakta tutan şey, fırtına çıktığında gemiyi terk etmek değil; babasıyla, annesiyle ve çocuklarıyla dümene birlikte sahip çıkmaktır. Unutmayalım ki, bir evin direği sarsıldığında, çatı altında kimsenin güvende kalması mümkün değildir.
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı

Sessizce İtilen Direkler ve Yıkılan Yuvalar

Sessizce İtilen Direkler ve Yıkılan Yuvalar

BABANIN ROLÜ ZAYIFLADI

Toplumun en sağlam kalesi olarak gördüğümüz aile kurumu, günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar derin bir bocalama dönemi yaşıyor. Türkiye genelinde ve Anadolu'nun dört bir yanında yükselen boşanma oranları, istatistiksel birer sayı olmanın ötesinde, sarsılan yuvaların ve dağılan hayatların açık bir göstergesi. Bu çözülmenin arka planına bakıldığında ise dikkat çekici bir tablo beliriyor: Aile içindeki dengelerin altüst olması ve babalık rolünün giderek işlevsizleşmesi.
Geleneksel yapıda ailenin direği, koruyucusu ve toparlayıcısı olan baba figürü; modern çağın getirdiği hızlı değişimlerle birlikte adeta bir kimlik krizine sürüklendi. Bir yanda ekonomik yükün ve geçim telaşının altında ezilen, diğer yanda ise aile içindeki karar alma süreçlerinden giderek uzaklaştırılan bir baba profili var. Babanın yalnızca "eve ekmek getiren bir cüzdan" veya "maddi ihtiyaç mercii" olarak görülmesi, onun aile içindeki manevi ve duygusal bağlarını zayıflatıyor. Rehberlik rolü elinden alınan, saygınlığı zedelenen bir baba; kriz anlarında aileyi bir arada tutacak o birleştirici gücü de sergileyemiyor.
Peki, babalık rolünün zayıflaması boşanmaları nasıl tetikliyor? Aile, tüm fertlerin üzerine düşen sorumluluğu taşıdığı bir denge mekanizmasıdır. Eşler arasındaki rol karmaşası, karşılıklı beklentilerin kendini kaybetmesi ve sabır eşiğinin düşmesi, ilk çatırdamada "ayrılık" seçeneğini masaya getiriyor. Baba figürünün pasifleştiği veya rolünü kaybettiği evlerde, kriz yönetimi zorlaşıyor; iletişim kanalları tıkandığında ise yapıcı çözümler üretmek yerine bağları koparmak daha kolay bir yol gibi görünüyor.
Kuşkusuz, sağlıklı bir toplumun temeli rolleri net, sorumlulukları adil dağıtılmış ve karşılıklı saygıya dayalı ailelerden geçer. Boşanma oranlarındaki bu ürkütücü artışın önüne geçmek, yalnızca ekonomik tedbirlerle mümkün değildir. 
Aile yapısını korumak; babanın aile içindeki prestijini, rehberlik konumunu ve sorumluluğunu yeniden tesis etmekle mümkün olur.
Aileyi ayakta tutan şey, fırtına çıktığında gemiyi terk etmek değil; babasıyla, annesiyle ve çocuklarıyla dümene birlikte sahip çıkmaktır. Unutmayalım ki, bir evin direği sarsıldığında, çatı altında kimsenin güvende kalması mümkün değildir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.