Rasim Doğan
Köşe Yazarı
Rasim Doğan
c
 

MAKAM ÇÖPLÜĞÜ

                 Bir profesör öğrencisini kürsüye çıkartarak söylediklerini yapmasını istedi.                 Öğrenci kürsüye çıkarak profesörün söylediği dersi anlatmaya başlamış.                 -Öğrenci, tamda anlatması gerektiği gibi başlamış güzel güzel anlatmaya.                 -Hoca, şimdi kürsünün üstüne çık, devam et demiş.                 -Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş.                 -Hoca, kürsünün üstüne bir sandalye koy, üstüne çık, devam et demiş.                 -Öğrenci denileni yapmış.                 -Hoca, şimdide sandalyenin üstüne bir tabure koy, öyle devam et demiş.                 Öğrenci, artık düşmemek için dengesini kontrol etmeye çalışarak konuştukça, dediklerinde tutarsızlıklar başlamış.                 Hoca dersi bitirmiş; “İnsan yükseldikçe dediklerinde tutarsızlıklar olur, çünkü artık beyin söyleneni değil, bulunan yerden düşmemeyi önceler” demiş.                 Yukarıda bahsi geçen ders günümüz insanını nede güzel anlatıyor değil mi?                 Siyasetçilerimizin, yöneticilerimizin, idarecilerimizin ve sıradan insanlarımızın ayakları yere basarken daha tutarlı, daha aklıselim ve daha mütevazı olduklarını görüyoruz.                 Makam, mevki ve konumları yükseldikçe tutarsızlık, dengesizlik başlıyor.                 Artık tüm enerjilerini, hatta sahip oldukları makamların imkanlarını dahi bulundukları yerlerden düşmemek için ya da daha yükseklere çıkmak için harcıyorlar.                 Böylece, halk için, hak için kullanmaları gereken enerjilerini ve makamların gücünü tamamen ya da kısmen kendileri için kullanmaya başlıyorlar.                 Hele birde tüm imkan, çaba ve enerjilerine rağmen bulundukları yerden düştüler mi, daha da çirkinleşebiliyorlar.                 Bir süre sonra düşmenin acısıyla, onları oraya çıkaran makamlara, makamların sahibi olan halka savaş bile açabiliyorlar.                 Nitekim ülkemizin siyasi ve makam çöplüğü bu tür insanlarla doludur.                 Makam ve mevki elinden gittikten sonra partisine, liderine, halkına, devletine ve davasına ihanet edecek kadar çirkefleşen insanları görüyoruz maalesef.                  Muhalefet, demokrasilerin olmazsa olmazıdır.                 Lakin muhalefet, aka kara, karaya ak demekten ibaret olmamalıdır.                 Geliştirici ve yapıcı olmalıdır.                 Eksiklikleri görme ve giderme noktasında iktidara katkı sunmalıdır.                 İktidarın yaptıklarına yanlış derken doğrusunu ortaya koymalıdır.                 Her makam, kurum ve iktidardarda yapıcı eleştirilere açık olmalılar.                 Zira eleştiri, kişi, kurum ve iktidarların yollarını aydınlatır.
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2021 - Perşembe

MAKAM ÇÖPLÜĞÜ

                 Bir profesör öğrencisini kürsüye çıkartarak söylediklerini yapmasını istedi.

                Öğrenci kürsüye çıkarak profesörün söylediği dersi anlatmaya başlamış.

                -Öğrenci, tamda anlatması gerektiği gibi başlamış güzel güzel anlatmaya.

                -Hoca, şimdi kürsünün üstüne çık, devam et demiş.

                -Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş.

                -Hoca, kürsünün üstüne bir sandalye koy, üstüne çık, devam et demiş.

                -Öğrenci denileni yapmış.

                -Hoca, şimdide sandalyenin üstüne bir tabure koy, öyle devam et demiş.

                Öğrenci, artık düşmemek için dengesini kontrol etmeye çalışarak konuştukça, dediklerinde tutarsızlıklar başlamış.

                Hoca dersi bitirmiş; “İnsan yükseldikçe dediklerinde tutarsızlıklar olur, çünkü artık beyin söyleneni değil, bulunan yerden düşmemeyi önceler” demiş.

                Yukarıda bahsi geçen ders günümüz insanını nede güzel anlatıyor değil mi?

                Siyasetçilerimizin, yöneticilerimizin, idarecilerimizin ve sıradan insanlarımızın ayakları yere basarken daha tutarlı, daha aklıselim ve daha mütevazı olduklarını görüyoruz.

                Makam, mevki ve konumları yükseldikçe tutarsızlık, dengesizlik başlıyor.

                Artık tüm enerjilerini, hatta sahip oldukları makamların imkanlarını dahi bulundukları yerlerden düşmemek için ya da daha yükseklere çıkmak için harcıyorlar.

                Böylece, halk için, hak için kullanmaları gereken enerjilerini ve makamların gücünü tamamen ya da kısmen kendileri için kullanmaya başlıyorlar.

                Hele birde tüm imkan, çaba ve enerjilerine rağmen bulundukları yerden düştüler mi, daha da çirkinleşebiliyorlar.

                Bir süre sonra düşmenin acısıyla, onları oraya çıkaran makamlara, makamların sahibi olan halka savaş bile açabiliyorlar.

                Nitekim ülkemizin siyasi ve makam çöplüğü bu tür insanlarla doludur.

                Makam ve mevki elinden gittikten sonra partisine, liderine, halkına, devletine ve davasına ihanet edecek kadar çirkefleşen insanları görüyoruz maalesef.

                 Muhalefet, demokrasilerin olmazsa olmazıdır.

                Lakin muhalefet, aka kara, karaya ak demekten ibaret olmamalıdır.

                Geliştirici ve yapıcı olmalıdır.

                Eksiklikleri görme ve giderme noktasında iktidara katkı sunmalıdır.

                İktidarın yaptıklarına yanlış derken doğrusunu ortaya koymalıdır.

                Her makam, kurum ve iktidardarda yapıcı eleştirilere açık olmalılar.

                Zira eleştiri, kişi, kurum ve iktidarların yollarını aydınlatır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.