Yekta Güngör Özden
Köşe Yazarı
Yekta Güngör Özden
a
 

İnsanın kendi ellerinden doğan yeni devrim

Radyodan robotlara: İnsanın kendi ellerinden doğan yeni devrim Yekta Güngör Özden “Dünya'da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir." Gaflet. Cehalet. Dalalet. Atatürk bu üç kelimeyi, geleceğe bakarak söylüyordu. Medeniyetin önünü kapatanları tarif ediyordu. Ve şimdi, yüz yıl sonra, o üç kelimenin yeni karşılığını, yeni teknolojiler ve bilimsel ilerlemeler üzerinden bulmak zorundayız. Çağı anlamayı reddeden; teknolojik dönüşümün dışında kalmayı marifet olarak sunan her tutum, o üç kelimenin çağdaş biçimidir. Ne şanslıyım ki 94 yaşımda yeni bir çağın arifesinde yaşananları deneyimleyebiliyorum. Anılarımda anneannemin radyodakı sesi ilk defa duyuşu var. Babam zar zor maaşıyla bu son teknoloji aleti alıp eve ilk defa getirip denediğinde rahmetli, “bu konuşan da kim?” diye büyük bir şaşkınlıkla ve hayretle salona gelmişti. O yüz ifadesi, hala gözlerimin önünde... O gün radyo bir mucizeydi; bugün ise evimizde çalışan robotları, beynimize entegre edilecek çipleri konuşuyoruz. Tüm bu bilimsel gelişmeler karşısında, Atatürk'ün,yüz yıl öncesinden bizlere muasır medeniyeti hedef olarak gösterdiğini de hatırlatmalıyız. Artık muasır medeniyet, bilim insanlarının laboratuvarlarında, beyin hücresiyle çalışan çiplerde, yapay zekânın üstel büyümesinde biçimleniyor. Silikon ile organik, ayrı iki dünya olmaktan çıktıkça “insan” ile “insan-ötesi” arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Eminim ki artık homo sapiens, kendi elleriyle büyüttüğü bir şeyin gölgesinde duruyor. Ne yazık ki insanlar bugünkü hallerini bir tür “son durak” gibi görürler. Bu kibir, büyük kırılmalara hazırlıksız yakalanmanın en kadim kaynağıdır. Oysa evrim ve tarih “son” diye bir şeyle pek ilgilenmez; sadece bir sonrakini dener. Artık yeni bir tarih yazılıyor ve bense ömrümün sonlarında buna tanıklık ediyorum. Her çağda yeni bir “insan” anlatısı kurmak yerine, belki de artık ınsanın kendisini aşacağız, madde ve kuvvete hiç olmadığımız kadar egemen olacağız. Şundan emin olun ki; ilimde ve fende geride kalırsanız, bu dönüşüm sizin için sadece bir kâbustan ibaret kalacaktır. Tarihin yegane amacı zihnin özgürleşmesidir; ancak bu özgürlük, sadece bilimin ışığında yürüyenler içindir. KUTLAMA: Kurban Bayramı’nın tüm yurttaşlarımız için mutlulukla geçmesini diliyorum.
Ekleme Tarihi: 01 Haziran 2026 -Pazartesi

İnsanın kendi ellerinden doğan yeni devrim

Radyodan robotlara: İnsanın kendi ellerinden doğan yeni devrim

Yekta Güngör Özden

“Dünya'da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir." Gaflet. Cehalet. Dalalet. Atatürk bu üç kelimeyi, geleceğe bakarak söylüyordu. Medeniyetin önünü kapatanları tarif ediyordu. Ve şimdi, yüz yıl sonra, o üç kelimenin yeni karşılığını, yeni teknolojiler ve bilimsel ilerlemeler üzerinden bulmak zorundayız. Çağı anlamayı reddeden; teknolojik dönüşümün dışında kalmayı marifet olarak sunan her tutum, o üç kelimenin çağdaş biçimidir.

Ne şanslıyım ki 94 yaşımda yeni bir çağın arifesinde yaşananları deneyimleyebiliyorum. Anılarımda anneannemin radyodakı sesi ilk defa duyuşu var. Babam zar zor maaşıyla bu son teknoloji aleti alıp eve ilk defa getirip denediğinde rahmetli, “bu konuşan da kim?” diye büyük bir şaşkınlıkla ve hayretle salona gelmişti. O yüz ifadesi, hala gözlerimin önünde... O gün radyo bir mucizeydi; bugün ise evimizde çalışan robotları, beynimize entegre edilecek çipleri konuşuyoruz.

Tüm bu bilimsel gelişmeler karşısında, Atatürk'ün,yüz yıl öncesinden bizlere muasır medeniyeti hedef olarak gösterdiğini de hatırlatmalıyız. Artık muasır medeniyet, bilim insanlarının laboratuvarlarında, beyin hücresiyle çalışan çiplerde, yapay zekânın üstel büyümesinde biçimleniyor. Silikon ile organik, ayrı iki dünya olmaktan çıktıkça “insan” ile “insan-ötesi” arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Eminim ki artık homo sapiens, kendi elleriyle büyüttüğü bir şeyin gölgesinde duruyor. Ne yazık ki insanlar bugünkü hallerini bir tür “son durak” gibi görürler. Bu kibir, büyük kırılmalara hazırlıksız yakalanmanın en kadim kaynağıdır. Oysa evrim ve tarih “son” diye bir şeyle pek ilgilenmez; sadece bir sonrakini dener. Artık yeni bir tarih yazılıyor ve bense ömrümün sonlarında buna tanıklık ediyorum. Her çağda yeni bir “insan” anlatısı kurmak yerine, belki de artık ınsanın kendisini aşacağız, madde ve kuvvete hiç olmadığımız kadar egemen olacağız.

Şundan emin olun ki; ilimde ve fende geride kalırsanız, bu dönüşüm sizin için sadece bir kâbustan ibaret kalacaktır. Tarihin yegane amacı zihnin özgürleşmesidir; ancak bu özgürlük, sadece bilimin ışığında yürüyenler içindir.

KUTLAMA: Kurban Bayramı’nın tüm yurttaşlarımız için mutlulukla geçmesini diliyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.