ARŞİV BELGELERİ TARİHİN TEMEL KAYNAĞIDIR-1
YAHYA AKSOY
Arşivler kamunun dilidir.Belgelerle konuşurlar.Gerçek tarihi, belgeler bize kanıtlar.J.Butcher’in“Hayat bir yolculuktur.Zaman bir nehirdir. Kapı aralık.” Korkut Ata’nın ”…Gelimli –gidimli dünya son ucu ölümlü dünya…” Veysel’in “İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece “ dizelerine aktarılan hayatın serüvenleri belgelerle geleceğe taşınır.
. Dünün ve bugünün gerçeklerini dünya kültür mirası olarak geleceğe aktarmaktalar.
Tarih bazı olayları ustaca düzenliyor. Yapana ve yapılana sadık kalmadan çeşitli etmenler kalemlere arzu Yaşadığımız çağda anlık değişen bilgi ve belgeler bize arşivlerin değerini bir kez daha göstermektedir. tarihe ışık tutan ve inandırıcılığı, güveni ve geçmişi aktaran belgeler tarihin temeli ve gerçek kaynaklarıdırve düşüncelere yön veriyor. İşte buradagerçekleri arşiv belgeleri söylüyor. Tarih arşiv belgeleri ışığında kaleme alınmalı,inandırıcı, güven ve bilgi verici olmalıdır.
Rus ve dünya edebiyatının büyün şair ve yazarı Aleksandr Puşkin’in “ Erzurum Yolculuğu-1835 ” eserinde yer alan öyküleri en değerli bilgileri okuyucuyu sürüklemektedir :” Bozkırda Bir Kalmuk çadırı, Kafkas suları, Osetinlerin ölü gömme törenleri, Daryalgeçiti, Su kemerleri, Gürcistan…. Erzurum ,Asya görkemi, Türk paşanın sarayı, Mezarlık, Veba,...1
A:Rasim ‘in (1864-1932), “ Şehir Mektupları” eserinde bir dönemim İstanbul’una ait hemen her ne varsa bulabilirsiniz : Vapurları, tramvayları, sokakları, belediye icraatlarını,ders programlarını, kır kahvelerini, Beyoğlu barlarını, Boğaziçi salaş restoranlarını, mevsimleri, sokak satıcılarını,kavgalarını,çocuk giyim –kuşamlarını, şehrin kartpostalların ve daha fazlasını bulabilirsiniz Yazar şehri kare kare fotoğraflamış ve sonrakilere bir “ aile albümü” bırakmıştır….2
Henüz 23 yaşında genç bir muhabir ve maceracı olarak büyük zaferden birkaçgün sonra İngiliz işgali altındaki İstanbul’a gelerek gözlemlerini kaleme alan Ernest Hemingway anılarından Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türk halkının durumunu öğrenmekteyiz….
“Size anlatacağım bu gerçek öykü yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir devrime ışık tutan ve yol açan bir öyküdür. Bu öyküyü bizzat yaşamış rahmetli müzikolog Cevat Memduh Altar’dan defalarca dinledim ve onun ağzından anlatmak istiyorum:
Yıl 1924, aylardan Haziran, Cumhuriyetimiz kurulalı 8 ay olmuş. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal (henüz soyadı kanunu çıkmamış) ve bir avuç arkadaşı, birbiriardına yapacakları devrimlerin ön hazırlığını yapmakla uğraşıyorlar. Köşk’ten baş yaver Salih Bozok bey beni arıyor ve “Gazi”nin beni derhal görmek istediğini söylüyor. Acele ile Çankaya’ya Köşk’e gidiyorum ve çalışma odasında masası başında oturan “Gazi”nin karşısına geçiyorum. “Otur çocuk” diyor ve bana bir evrak uzatıyor. “Sesli oku çocuk!!!” diyor.
Evrak bir mektup. Sol üst köşesinde Fransızca yazılmış, “Sovyet ve Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Genel Sekreterliği” amblemi var. Mektup tercümesi şöyle:Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine….”
