SORGUN YÜZ YAŞINDA
DURALİ DOĞAN
26 Haziran 2026
Tam yüz yıl önce 26 Haziran 1926'da ilçe olmuş.
Bir şehri şehir yapan yalnızca taş binaları değildir; onu yaşatan, hafızası, insanı ve geçmişidir.
Anadolu'nun ortasında, Bozok yaylasının bereketli topraklarında yeşeren Sorgun, yalnızca yüz yıllık bir ilçe değildir. Onun kökleri, Osmanlı arşivlerinin satır aralarında yaşayan Yörük obalarına, Türkmen yurtlarına ve söğüt ağaçlarının gölgelediği kadim topraklara uzanır.
Tarihî kaynaklarda "Sorkun" adıyla anılan bu yerleşimin izlerine XVI. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında rastlıyoruz. Sorkunlu adıyla bilinen Yörük ve Türkmen cemaatleri, Bozok bölgesinde toprağını işleyen, üretimiyle yaşayan ve devletine vergi veren çalışkan insanlar olarak kayıtlara geçmişlerdir. Zakirlü Kabilesi'ne bağlı bu topluluklar, yalnızca bir yerleşim kurmamış; bugün hâlâ yaşayan bir kültürün temelini de atmışlardır.
Önce Köhne-i Kebir, daha sonra Sorgun isminin kaynağı ise doğanın kendisidir. Dere kenarlarında yetişen, halk arasında "Sorgun Söğüdü" olarak bilinen sepetçi söğüdü, yüzyıllardır Eğriöz ve Delibaş çaylarının kıyılarını süslemiştir. Belki de bu yüzden Sorgun'un ruhu, söğüt ağacı gibidir; kökü derinde, gölgesi geniş, dalları ise umutla gökyüzüne uzanır.
Osmanlı döneminde kimi zaman nahiye, kimi zaman kaza olarak yönetilen Sorgun, tarih boyunca önemini hiç kaybetmedi. Cumhuriyet'in kuruluşundan üç yıl sonra ise yeni Türkiye'nin idari yapısı içinde hak ettiği yere kavuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabul ettiği 877 sayılı Teşkilât-ı Mülkiye Kanunu ile 26 Haziran 1926 tarihinde resmen ilçe oldu.
26 Haziran 2026. Sorgun'un ilçe oluşunun 100. yılını kutluyoruz.
Bir asır... İnsan ömrü kadar uzun, tarih için ise anlamlı bir zaman dilimi...
Bu yüz yılın içinde nice nesiller büyüdü.
Ahşap dükkânların sıralandığı çarşılar yerini modern caddelere, Arapların Kahve yerini modern kafelere bıraktı. Perşembe pazarına at arabalarıyla gelen köylüler şimdi otomobillerle geliyor. Hanlarda konaklayan yolcuların yerini oteller aldı. İlk taksi, ilk otobüs, ilk sinema, hele Aram'ın sinemada gösterilen filmlerin heyecanını torunlarımıza bugün birer tatlı hatıra olarak anlatıyoruz. Delibaş Deresi'nin kıyısında kurulan pazarlar, Salih Paşa Camii'nin önündeki asırlık dut ağaçları, birbirini ismiyle tanıyan insanlar, komşuluğun, vefanın ve paylaşmanın eksik olmadığı sokaklar...
Bugün şehir büyüdü, gelişti, değişti. Yeni okullar, hastaneler, parklar, fabrikalar ve geniş caddelerle geleceğe yürümeye devam ediyor. Ancak değişmeyen bir şey var: Sorgun insanının misafirperverliği ve memleket sevgisi...
Ne yazık ki Sorgun'da yüz yıllık binamız, hanımız, hamamımız, tarihi yapılarımız yok. Bunları kendi ellerimizle birer birer yok ettik. Ama rahmetle anacağımız, ismini şanla şerefle yad edebileceğimiz; çocuklarımıza, torunlarımıza tebessümle bahsedebileceğimiz, onlarla gurur duyduğumuz Köhne'nin münbit topraklarından yetişmiş çok güzel insanlarımız var.
Bu şehrin yüzüncü yaşını kutlamak, sadece geçen yılları saymak değildir. O şehri emekleriyle büyüten büyükleri, alın teriyle toprağını işleyen çiftçileri, dükkânını sabah erkenden açan esnafı, çocuklarını bu topraklarda yetiştiren anneleri, öğretmenleri, işçileri, ilim adamlarını, alimlerini, şairlerini, şehitlerini, gazilerini, kanaat önderlerini, nüktedan insanlarını, şehre emeği geçenleri ve tüm Sorgun sevdalılarını hatırlamaktır.
Bugün geçmişimize saygıyla bakarken, geleceğe de aynı umutla bakmak istiyoruz.. Çünkü biliyoruz ki Sorgun'un gerçek gücü; tarihinden aldığı ilhamı, yarınlarına taşıyabilmesidir.
Yüz yıllık ilçe olmanın gururunu yaşarken, yüzyıllardır bu topraklara hayat veren herkesi minnetle anıyoruz.
İlçe oluşunun 100. yılı kutlu olsun. Nice yüzyıllara...
