Durali Doğan
Köşe Yazarı
Durali Doğan
b
 

AHMED'İ KUMARDA KAYBETTİK

AHMED'İ KUMARDA KAYBETTİK Durali Doğan                 Bir rüyanın çöküşü.                 Kanal Harbi ve büyük bozgun.                 Birinci Dünya Savaşı'nda Arap Cephesi'nde kaybeden askerimizin hüzünlü dönüşü.                 Kudüs, Şam düşmüş, rüya bitmişti.                 Osmanlı Filistin savaşında yenilmişti.                 Komutan Cemal Paşa ve emrindekiler İstanbul’a dönmekte.                 Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı kitabının en etkileyici yeri burası.                 Yürek burkan, içinizi acıtan bir hikaye var ki...                 Beni en çok etkileyen bölüm.                 Hikayeyi, Falih Rıfkı şöyle anlatıyor:                 Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor.                 Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya; şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz.                 Artık yalnız Anadolu’yu ve İstanbul’u düşünüyorduk. İmparatorluğa, onun bütün rüyalarına ve hayallerine, Allahaısmarladık!                 Asker Suriye Cephesi'nden dönerken, istasyonda bir kadın durmuş gelene geçene :                 - Benim Ahmed’i gördünüz mü? diyor.                 Hangi Ahmed’i? Yüz bin Ahmed’in hangisini?                 Yırtık basmanın altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor.                 - Bu tarafa gitmişti, diyor.                 O tarafa?                 Aden’e mi, Medine’ye mi? Kanal’a mı? Sarıkamış’a mı? Bağdat’a mı?                 Ahmed’ini buz mu, kum mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi?                 Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed’ini görsen ona da soracaksın:                 - Ahmed'imi gördün mü?                 Hayır...                 Hiçbirimiz Ahmed’ini görmedik, fakat Ahmed’in her şeyi gördü.                 Allah’ın Muhammed’e bile anlatamadığı cehennemi gördü.                 Şimdi Anadolu’ya batıdan doğudan sağdan soldan bütün rüzgârlar bozgun haykırarak esiyor. Anadolu; demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip, çömelmiş, oğulunu arıyor.                 Vagonlar, arabalar, kamyonlar hepsi ondan, Anadolu’dan utanır gibi, hepsi İstanbul’a doğru perdelerini kapamış, muşambalarını indirmiş, lambalarını söndürmüş, gizli ve çabuk geçiyor.                 Anadolu Ahmed’ini soruyor.                 Ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmed, şimdi onun pahasını, kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.                 Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bu anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek....                 Fakat biz Ahmed’i kumarda kaybettik.”
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2025 -Perşembe

AHMED'İ KUMARDA KAYBETTİK

AHMED'İ KUMARDA KAYBETTİK
Durali Doğan


                Bir rüyanın çöküşü.

                Kanal Harbi ve büyük bozgun.

                Birinci Dünya Savaşı'nda Arap Cephesi'nde kaybeden askerimizin hüzünlü dönüşü.

                Kudüs, Şam düşmüş, rüya bitmişti.

                Osmanlı Filistin savaşında yenilmişti.

                Komutan Cemal Paşa ve emrindekiler İstanbul’a dönmekte.

                Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı kitabının en etkileyici yeri burası.

                Yürek burkan, içinizi acıtan bir hikaye var ki...

                Beni en çok etkileyen bölüm.

                Hikayeyi, Falih Rıfkı şöyle anlatıyor:

                Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor.

                Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya; şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz.

                Artık yalnız Anadolu’yu ve İstanbul’u düşünüyorduk. İmparatorluğa, onun bütün rüyalarına ve hayallerine, Allahaısmarladık!

                Asker Suriye Cephesi'nden dönerken, istasyonda bir kadın durmuş gelene geçene :

                - Benim Ahmed’i gördünüz mü? diyor.

                Hangi Ahmed’i? Yüz bin Ahmed’in hangisini?

                Yırtık basmanın altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor.

                - Bu tarafa gitmişti, diyor.

                O tarafa?

                Aden’e mi, Medine’ye mi? Kanal’a mı? Sarıkamış’a mı? Bağdat’a mı?

                Ahmed’ini buz mu, kum mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi?

                Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed’ini görsen ona da soracaksın:

                - Ahmed'imi gördün mü?

                Hayır...

                Hiçbirimiz Ahmed’ini görmedik, fakat Ahmed’in her şeyi gördü.

                Allah’ın Muhammed’e bile anlatamadığı cehennemi gördü.

                Şimdi Anadolu’ya batıdan doğudan sağdan soldan bütün rüzgârlar bozgun haykırarak esiyor. Anadolu; demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip, çömelmiş, oğulunu arıyor.

                Vagonlar, arabalar, kamyonlar hepsi ondan, Anadolu’dan utanır gibi, hepsi İstanbul’a doğru perdelerini kapamış, muşambalarını indirmiş, lambalarını söndürmüş, gizli ve çabuk geçiyor.

                Anadolu Ahmed’ini soruyor.

                Ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmed, şimdi onun pahasını, kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.

                Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bu anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek....

                Fakat biz Ahmed’i kumarda kaybettik.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.