BEKTAŞLI’DAN BİR ŞAİR
ÇETİN ÇETİNDAĞ
Sizlere toprağın ve doğanın içinden gelen bir şairden, Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesi Bektaşlı köyünde yaşayan Çetin Çetindağ’dan bahsedeceğim.
Doğaya ve hayata olan derin sevgi ve saygısının bir yansıması olarak, bizlere hayatın ne kadar tatlı ve kıymetli olduğunu hatırlatır şiirlerinde.
Boğazlıyan’ın Bektaşlı beldesinde 1947 yılında dünyaya gelen Çetin Çetindağ, köyünün topraklarında büyümüş bir insan olarak, doğayla iç içe bir hayat sürmüş.
Gayipoğlu ve Abbasoğlu ailelerinin torunu olarak, köklerinden aldığı kültürel zenginlik, onun hayatına ve şiirlerine de derin izler bırakmış. İlkokulu köyünde, ortaokulu ise Yozgat Merkez’de tamamlayan Çetindağ, vatani görevini yerine getirdikten sonra 1971 yılında evlenmiş ve Boğazlıyan İlçe Özel İdare Müdürlüğü’nde çalışarak emekli olmuştur.
Şu an, hayatına köyünde, ailesiyle huzurlu bir şekilde devam etmektedir. Evliliğinden üç çocuk babasıdır.
Şiir yazmaya 70'li yıllarda başlamış olan Çetin Çetindag’ın eserleri, özellikle yerel gazetelerde ve dergilerde kendine geniş bir yer bulmuştur. O şiirlerinde, köy hayatı, doğanın ve insan ruhunun derinliklerinden ilham almıştır.
"Bala Boyanmış" adlı şiiri, adeta doğanın zarif bir resmini çizer.
Şiir, sabah erken saatlerde üç güzeli gören bir bakış açısının içinden çıkarak, doğanın farklı renkleriyle bezeli bir dünya yaratıyor.
BALA BOYANMIŞ
Üç güzel gördüm sabah erkenden
Ah güzeller al yeşile boyanmış
Süzülerek gider arı misali
Adeta tatlanmış bala boyanmış
İçlerinde kırmızılı naz eder
Yeşil giymiş ikincisi söz eder
Yürür yürür bakıp bir de poz eder
Adeta tatlanmış bala boyanmış
Üçüncüsü kahverengi mor gibi
Dudak büker kaşın çatar el gibi
Sallanarak gider sanki yel gibi
Adeta tatlanmış bala boyanmış
Yanlarından geçtim bön bakar gibi
Bir sıcaklık vurdu ılık yel gibi
Yeni açmış domur domur gül gibi
Üçü de tatlanmış bala boyanmış
Tıpkı bir arının, çiçeklerden bal toplaması gibi, şaire göre her bir "güzel" de doğanın tatlı ve saf yönlerini taşımaktadır.
Şar Çetin Çetindağ, sadece doğa sevgisini değil, yaşadığı acılarını, sevinçlerini de dizelere dökmüş.
Bugün hâlâ köyünde, kendi dünyasında sakin bir hayat sürerken, geride bıraktığı dizeler, yaşadığı acılar aslında çok daha büyük bir hikâyeyi anlatıyor.
Oğlu Esen Mustafa'yı bölücü teröre şehit vermiş. Mustafa 29 Ocak 1999'da Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde bölücü hainler tarafından pusuya düşürülerek şehit edilmiş. Oğlunun şehitlik maaşını talep etmemiş. Şehidinin ismini andıkça göz pınarları öyle akıyor. Çok duygulu ve yüreği yanık bir baba. Eşi de hakeza öyle.
-Hocam bu acı bizimle ahirete kadar gider, diyor.
Eşine yazdığı şiirinin bir kıtası ile yazımı noktalayım.
Sıfırdan başladık geldik bugüne,
Hevesimiz yoktu şöhrete, üne,
Sabrettik, dayandık acılı,
Seninle yaşayıp ölmek ne güzel!
