BİR LATİFESİN SORGUN
Sorgun'u anlatmanın pek çok yolu vardır. Tarihini anlatırsınız, kaplıcalarını, köylerini, tarlalarını, yollarını, insanlarını anlatırsınız. Bir Sorgun' insanının dilinden, yaşanmış olaylarından, ince esprilerinden ve latifelerinden anlatmak vardır. İşte Sorgun’u anlatmanın bir başka yolu da budur.
Sorgun’un insanını tanımak istiyorsanız bazen uzun uzun konuşmaya gerek yoktur. Bir kahve sohbetine kulak vermek, bir köy odasında anlatılanları dinlemek ya da eskilerin hatıralarını karıştırmak yeterlidir. Çünkü bizim oralarda yaşanan nice olay, anlatıla anlatıla bir fıkraya, bir latifeye dönüşmüştür.
“Bir Latifesin Sorgun” işte bu anlayışla ortaya çıktı.
Bu kitapta yalnızca gülüp geçeceğimiz fıkralar yok. Her latifenin içinde biraz Sorgun var, biraz Anadolu insanı, biraz geçmişimiz, biraz da hayatın kendisi… Kahvede söylenen bir söz, tarlada yaşanan bir olay, sinemada kesilen elektrik, siyasilerin verdikleri sözler, geçim derdi ve köylümüzün saf gibi görünen ama gerektiğinde ince zekâsıyla herkesi şaşırtan tavrı…
Bunların her biri, aslında bizim hayatımızdan bir parçadır.
Sorgun’un mizahı öyle yüksek sesle kahkahalar attıran, gösterişli bir mizah değildir her zaman. Bazen bir cümleyle anlatılır, bazen bir bakışla, bazen de insanın aklında günlerce kalan ince bir sözle… İlk anda gülümser, sonra düşünürsünüz. Hatta kimi zaman, “Yahu, bu da ancak bizim oralarda olur!” diye içinizden geçirirsiniz.
Anadolu insanının mizahı biraz böyledir. Hayatın zorluklarını sabırla karşılar, geçim derdinin içinde kendine bir gülmece alanı açar. Söyleyeceğini doğrudan söylemek yerine bir latifenin içine yerleştirir. Saf sanılan insanın bir anda söylediği söz, herkesi susturur. Son sözü söyleyen çoğu zaman odur.
Bu kitapta yer alan latifeler, Sorgun merkezinde ve köylerimizde anlatılagelen, kahvehanelerde, düğünlerde, köy odalarında ve imece sohbetlerinde dilden dile dolaşan, gerçekten yaşanmış olaylara dayanıyor. Hayal ürünü hikâyelerden değil, hayatın içinden süzülüp gelen hatıralardan söz ediyoruz.
Bir latife, bazen bir dönemin insan ilişkilerini, bazen geçim şartlarını, bazen de toplumun olaylara bakışını anlatır. Bu bakımdan “Bir Latifesin Sorgun”, yalnızca güldüren bir kitap değil; aynı zamanda geçmişimizin gündelik hayatına açılan küçük bir penceredir.
Elbette bu çalışmanın bir de gönül tarafı var. Doğup büyüdüğüm, hatıralarımı biriktirdiğim, insanını ve kültürünü sevdiğim güzel ilçem Sorgun’a bir vefa borcum olduğunu her zaman hissettim. Bu borcu, yıllar içinde kitaplar yazarak ödemeye çalıştım. Daha önce “Bütün Yönleriyle Sorgun” (1990), “Sorgun Doksan Beş” (1995) ve “Sorgun Güldestesi” (2011) adlı kitaplarımı yayımladım. “Bir Latifesin Sorgun” ise bu yolculuğun dördüncü kitabı oldu.
Her kitabımda Sorgun’un başka bir yönünü anlatmaya çalıştım. Bu kez de insanımızın mizahını, hazırcevaplığını, ince zekâsını ve yaşanmışlıklarını kaleme aldım. Dileğim, yıllardır anlatılan bu latifelerin sayfalarda yaşayarak geleceğe taşınmasıdır.
Çünkü bazen bir ilçeyi anlatmak için sayfalar dolusu tarih yazmaya gerek yoktur. Bir insanın söylediği tek bir söz, bir toplumun karakterini anlatmaya yeter.
“Bir Latifesin Sorgun”, işte o sözlerin, o insanların ve o güzel hatıraların kitabıdır.
Sorgun’un gülüşü hiç eksilmesin.
