Durali Doğan
Köşe Yazarı
Durali Doğan
b
 

ELİNDE KILIÇ, GÖNLÜNDE ŞİİR

ELİNDE KILIÇ, GÖNLÜNDE ŞİİR        Osmanlı’nın en uzun süre tahtta kalan hükümdarlarından Kanunî Sultan Süleyman, yalnızca büyük bir devlet adamı ve komutan değil, aynı zamanda güçlü bir şairdi. Şiirlerinde kullandığı “Muhibbî” mahlasıyla edebiyat tarihimizde önemli bir yer edindi.           Elindeki kılıçla Kanunî, gönlündeki şiirle Muhibbiydi.           Kanunî’nin yaklaşık 3 bin şiiri bulunmaktadır. Bu şiirler Muhibbî Divanı adıyla bir araya getirilmiştir. Aşk, tasavvuf, hayat, ölüm, kahramanlık ve devlet düşüncesi şiirlerinin başlıca konularıdır.          Onun en meşhur gazelinin şu beyitleri bugün dahi atasözü gibi dillerde dolaşmaktadır:   «Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi»            Kanunî, dünya nimetlerinin geçiciliğini de hatırlatır: «Ko bu ayş u işreti çünkü fenâdur âkıbet Yâr-i bâkî ister isen olmaya tâat gibi»             Şair Muhibbî, saltanatın görkemine rağmen dünyanın faniliğini bilen bir hükümdardı. Ona göre asıl saadet, gönül huzurunda ve Allah’a yakınlıktaydı.             Kanunî’nin oğulları Mustafa, Bayezid, Selim ve Cihangir de şiirle ilgileniyordu. Ancak hükümdarın hayatındaki en büyük acılarından biri, oğullarıyla yaşadığı trajedilerdi.               Şehzade Mustafa’nın idamı ve ardından Bayezid ile Selim arasındaki taht mücadelesi Kanunî’yi derinden etkiledi. İran’a sığınan Bayezid ile babası arasındaki manzum mektuplaşma, Türk edebiyatının en dokunaklı örneklerinden biridir.                Bayezid babasından af dilerken: «Bayezid’ün suçını bağışla kıyma bu kula Bi-günahum Hak bilir devletlü sultanum baba» diye yalvarıyordu.               Kanunî ise oğluna şu sözlerle cevap veriyordu: «Bayezidüm suçını bağışlaram gelsen yola Bi-günahum deme bari tevbe kıl canum oğul»                Bu dizeler, hükümdar ile baba arasında yaşanan büyük çatışmayı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.                Kanunî, küçük yaşta kaybettiği oğlu Mehmed için Şehzade Camii’ni yaptırdı. Acısını şiirlerine de yansıttı. Savaş meydanlarında ordulara komuta eden hükümdarın, şiirlerinde son derece hassas ve duygulu bir insan olduğunu görüyoruz.               Kahramanlık şiirlerinden birinde: «Allah Allah diyelüm sancak-ı şâhı çekelüm Yürüyüp bir yaneden Şark’a sipahi çekelüm» diyerek savaş ruhunu ve askerî heyecanını dile getiriyordu.                Fakat aynı Muhibbî, dünyanın geçiciliğini de unutmuyordu: «Nedür bu aceb u bu kibr ü tegafül Bilürken gireceksin sen zemine.»              Kanunî’nin şiirlerinde zaman zaman kendi kıymetinin de bilinmediğinden yakındığını görüyoruz: «Cana Muhibbi kıymeti çünki bilinmedi Bir gün ola ki biline geçdükdü ruzgar.»              Gerçekten de zaman, Muhibbî’nin değerini daha da belirgin hâle getirdi.              1566 yılında çıktığı on üçüncü seferinde Zigetvar’da vefat eden Kanunî Sultan Süleyman, ardında büyük bir devlet ve binlerce şiir bıraktı.               Muhteşem Süleyman, tarihte zaferleriyle olduğu kadar, Muhibbî adıyla kaleme aldığı şiirleriyle de yaşamaya devam ediyor.
Ekleme Tarihi: 08 Ekim 2026 -Perşembe

ELİNDE KILIÇ, GÖNLÜNDE ŞİİR

ELİNDE KILIÇ, GÖNLÜNDE ŞİİR

       Osmanlı’nın en uzun süre tahtta kalan hükümdarlarından Kanunî Sultan Süleyman, yalnızca büyük bir devlet adamı ve komutan değil, aynı zamanda güçlü bir şairdi. Şiirlerinde kullandığı “Muhibbî” mahlasıyla edebiyat tarihimizde önemli bir yer edindi.

          Elindeki kılıçla Kanunî, gönlündeki şiirle Muhibbiydi.

          Kanunî’nin yaklaşık 3 bin şiiri bulunmaktadır. Bu şiirler Muhibbî Divanı adıyla bir araya getirilmiştir. Aşk, tasavvuf, hayat, ölüm, kahramanlık ve devlet düşüncesi şiirlerinin başlıca konularıdır.

         Onun en meşhur gazelinin şu beyitleri bugün dahi atasözü gibi dillerde dolaşmaktadır:

 

«Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi»

           Kanunî, dünya nimetlerinin geçiciliğini de hatırlatır:

«Ko bu ayş u işreti çünkü fenâdur âkıbet

Yâr-i bâkî ister isen olmaya tâat gibi»

            Şair Muhibbî, saltanatın görkemine rağmen dünyanın faniliğini bilen bir hükümdardı. Ona göre asıl saadet, gönül huzurunda ve Allah’a yakınlıktaydı.

            Kanunî’nin oğulları Mustafa, Bayezid, Selim ve Cihangir de şiirle ilgileniyordu. Ancak hükümdarın hayatındaki en büyük acılarından biri, oğullarıyla yaşadığı trajedilerdi.

              Şehzade Mustafa’nın idamı ve ardından Bayezid ile Selim arasındaki taht mücadelesi Kanunî’yi derinden etkiledi. İran’a sığınan Bayezid ile babası arasındaki manzum mektuplaşma, Türk edebiyatının en dokunaklı örneklerinden biridir.

               Bayezid babasından af dilerken:

«Bayezid’ün suçını bağışla kıyma bu kula

Bi-günahum Hak bilir devletlü sultanum baba»

diye yalvarıyordu.

              Kanunî ise oğluna şu sözlerle cevap veriyordu:

«Bayezidüm suçını bağışlaram gelsen yola

Bi-günahum deme bari tevbe kıl canum oğul»

               Bu dizeler, hükümdar ile baba arasında yaşanan büyük çatışmayı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.

               Kanunî, küçük yaşta kaybettiği oğlu Mehmed için Şehzade Camii’ni yaptırdı. Acısını şiirlerine de yansıttı. Savaş meydanlarında ordulara komuta eden hükümdarın, şiirlerinde son derece hassas ve duygulu bir insan olduğunu görüyoruz.

              Kahramanlık şiirlerinden birinde:

«Allah Allah diyelüm sancak-ı şâhı çekelüm

Yürüyüp bir yaneden Şark’a sipahi çekelüm»

diyerek savaş ruhunu ve askerî heyecanını dile getiriyordu.

               Fakat aynı Muhibbî, dünyanın geçiciliğini de unutmuyordu:

«Nedür bu aceb u bu kibr ü tegafül

Bilürken gireceksin sen zemine.»

             Kanunî’nin şiirlerinde zaman zaman kendi kıymetinin de bilinmediğinden yakındığını görüyoruz:

«Cana Muhibbi kıymeti çünki bilinmedi

Bir gün ola ki biline geçdükdü ruzgar.»

             Gerçekten de zaman, Muhibbî’nin değerini daha da belirgin hâle getirdi.

             1566 yılında çıktığı on üçüncü seferinde Zigetvar’da vefat eden Kanunî Sultan Süleyman, ardında büyük bir devlet ve binlerce şiir bıraktı.

              Muhteşem Süleyman, tarihte zaferleriyle olduğu kadar, Muhibbî adıyla kaleme aldığı şiirleriyle de yaşamaya devam ediyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.