Durali Doğan
Köşe Yazarı
Durali Doğan
b
 

SEVDANIN MEKTEBİ

SEVDANIN MEKTEBİ Bazı kitaplar vardır; kapağını açtığınızda sayfalarla değil, bir hisle karşılaşırsınız. Okumazsınız… Dinlersiniz. Dinlemezsiniz… Hatırlarsınız. Sevgili hemşehrimiz İhsan Kurt’un “Sevdanın Mektebi” adlı eseri, işte tam da böyle bir kitap. Elinize aldığınızda kelimeler yürüyüp gözünüze değil, kalbinize yerleşiyor. Kitabı okumuyorsunuz; bir türküyü dinler gibi, gözlerinizi kapatıp içinize dönüyorsunuz. Antalya’da bulunduğum günlerde imzalayıp göndermişti sağ olsun. Elime geç ulaşsa da, gönlüme erken dokundu. Çünkü bu kitap aceleyle okunacak bir kitap değil; ağır ağır, sindire sindire dinlenecek bir iç yolculuk. İhsan Kurt… Emekli bir öğretmen, bir eğitimci. Yozgat’ın Akdağmadeni’nden Ankara’ya uzanan uzun bir ömür çizgisi. Roman, şiir, deneme, tarih ve psikoloji alanlarında elli kitabı geride bırakmış üretken bir kalem. Ama bu kez başka bir kapıyı aralıyor: Sevdanın Mektebini… Akıl-Fikir Yayınları’ndan çıkan ve üçüncü baskısını yapan bu eser, sadece türküler üzerine yazılmış bir inceleme değil. Bu kitap, bir duygu terbiyesi, bir hafıza yoklaması, bir kalp çağrısı. “Türküler sevdanın mektebidir,” diyor yazar. Haklı… Çünkü bazı sesler vardır; kulaktan girmez, doğrudan kalbe yürür. Türkü dediğimiz şey, bir ezgiden ibaret değildir. Bir bağlamanın teline dokunulduğunda sadece tel titreşmez; bir kader, bir insan hikâyesi, bir yarım kalmış sevda da sızar araya. Yüce dağ başında biter ot olur Sevdaya yelenin aklı gıt olur. Her dizesinde bir yurt saklıdır türkünün. Her nakaratında bir hasret… Bu topraklar sevinmeyi de üzülmeyi de türkülerle öğrendi. Belki de bu yüzden eskimez türküler. Çünkü anlattıkları hiç değişmez: insan, yurt, gurbet, umut, sevda… Sevdanın Mektebi, işte bu değişmeyen hakikatin sayfalara dökülmüş hâli.   Kitaptaki bir türküde çocukluğumuzla karşılaşıyoruz; bir başkasında yarım kalmış bir hikâyeyle… Türküler hissettirir… Türküler ağlatır… Dağlar dağımdır benim Dert ortağımdır benim Söyletme çok ağlarım Dertli çağımdır benim Sevdanın Mektebi, bir öğretmenin ama daha çok bir gönül insanının kitabı. İnsan kendini en iyi türkülerde bulur. “Türkülerle gömün beni,” demişti ya bir ozanımız… Çamlığın başından, Sivas ellerine, oradan İstanbul’a uzanan o tanıdık sızıyla yüreğimize dokunuyor: “Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun! Gördün güzelleri beni unuttun!" "Her sözünde bir yurt, her ezgisinde bir hasret, her nakaratında bir insanlık hikâyesi taşır. Ve türkülerin en kadim mektebi, Anadolu’dur." diyen, değerli İhsan Kurt kardeşimizi gönülden tebrik ediyorum. Kalemine, yüreğine sağlık. Daha nice güzel eserlere imza atması dileğiyle…
Ekleme Tarihi: 29 Ocak 2026 -Perşembe

SEVDANIN MEKTEBİ

SEVDANIN MEKTEBİ
Bazı kitaplar vardır; kapağını açtığınızda sayfalarla değil, bir hisle karşılaşırsınız.
Okumazsınız…
Dinlersiniz.
Dinlemezsiniz…
Hatırlarsınız.
Sevgili hemşehrimiz İhsan Kurt’un “Sevdanın Mektebi” adlı eseri, işte tam da böyle bir kitap. Elinize aldığınızda kelimeler yürüyüp gözünüze değil, kalbinize yerleşiyor. Kitabı okumuyorsunuz; bir türküyü dinler gibi, gözlerinizi kapatıp içinize dönüyorsunuz.
Antalya’da bulunduğum günlerde imzalayıp göndermişti sağ olsun. Elime geç ulaşsa da, gönlüme erken dokundu. Çünkü bu kitap aceleyle okunacak bir kitap değil; ağır ağır, sindire sindire dinlenecek bir iç yolculuk.
İhsan Kurt…
Emekli bir öğretmen, bir eğitimci.
Yozgat’ın Akdağmadeni’nden Ankara’ya uzanan uzun bir ömür çizgisi.
Roman, şiir, deneme, tarih ve psikoloji alanlarında elli kitabı geride bırakmış üretken bir kalem.
Ama bu kez başka bir kapıyı aralıyor: Sevdanın Mektebini…
Akıl-Fikir Yayınları’ndan çıkan ve üçüncü baskısını yapan bu eser, sadece türküler üzerine yazılmış bir inceleme değil. Bu kitap, bir duygu terbiyesi, bir hafıza yoklaması, bir kalp çağrısı.
“Türküler sevdanın mektebidir,” diyor yazar.
Haklı…
Çünkü bazı sesler vardır; kulaktan girmez, doğrudan kalbe yürür.
Türkü dediğimiz şey, bir ezgiden ibaret değildir.
Bir bağlamanın teline dokunulduğunda sadece tel titreşmez; bir kader, bir insan hikâyesi, bir yarım kalmış sevda da sızar araya.
Yüce dağ başında biter ot olur
Sevdaya yelenin aklı gıt olur.
Her dizesinde bir yurt saklıdır türkünün.
Her nakaratında bir hasret…
Bu topraklar sevinmeyi de üzülmeyi de türkülerle öğrendi. Belki de bu yüzden eskimez türküler. Çünkü anlattıkları hiç değişmez: insan, yurt, gurbet, umut, sevda…
Sevdanın Mektebi, işte bu değişmeyen hakikatin sayfalara dökülmüş hâli. 
 Kitaptaki bir türküde çocukluğumuzla karşılaşıyoruz; bir başkasında yarım kalmış bir hikâyeyle…
Türküler hissettirir…
Türküler ağlatır…
Dağlar dağımdır benim
Dert ortağımdır benim
Söyletme çok ağlarım
Dertli çağımdır benim
Sevdanın Mektebi, bir öğretmenin ama daha çok bir gönül insanının kitabı. İnsan kendini en iyi türkülerde bulur.
“Türkülerle gömün beni,” demişti ya bir ozanımız…
Çamlığın başından, Sivas ellerine, oradan İstanbul’a uzanan o tanıdık sızıyla yüreğimize dokunuyor:
“Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun!
Gördün güzelleri beni unuttun!"
"Her sözünde bir yurt, her ezgisinde bir hasret, her nakaratında bir insanlık hikâyesi taşır. Ve türkülerin en kadim mektebi, Anadolu’dur." diyen, değerli İhsan Kurt kardeşimizi gönülden tebrik ediyorum.
Kalemine, yüreğine sağlık.
Daha nice güzel eserlere imza atması dileğiyle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sorgunmedya.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.