YOZGATLI AŞIK ALİ
Yozgat’ın köklü kültür dünyasında yer alan Âşık Ali Bey, hayatına ilişkin sınırlı bilgilere rağmen şiiriyle geçmişten bugüne sesini ulaştıran isimlerden biridir.
17. yüzyılda yaşadığı belirtilen Ali Bey’in doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor. Yozgatlı olduğu ve Ağçakoyunlu aşiretinin beylerinden biri olduğu aktarılıyor. Bozok yöresinin tarihî ve kültürel zenginliği içinde yer alan bu isim, bugün bize yalnızca bir şairi değil, geçmişimizin izlerini de hatırlatıyor.
Rahmetli Araştırmacı-yazar Bahri Koçoğlu’nun Cönkler adlı eserinde ve hazırladığım Yozgat Şair ve Yazarlar Ansiklopedisi adlı çalışmasında da Yozgatlı Ali adına rastlıyoruz.
Âşık Ali Bey’in dizelerini okuduğumuzda yalnızca geçmişin sesini duymayız. Dostluğu, sevgiyi, güveni ve insan ilişkilerinin inceliklerini anlatan sözlerinde kendimizden de bir şeyler buluruz.
Bakın, ne diyor:
Terki diyar eder ben de gidersem
Şahine tilkiyi yoldurma sakın
Serim sağ olursa gece gelirim
Ağlayıp gül benzin soldurma sakın
Bu dizelerde bir ayrılığın hüznü, sevdiğine duyulan şefkat ve geride kalana bırakılan bir teselli var. Şair, sanki uzaklara gitmek zorunda kalan bir insanın ardından sesleniyor: Üzülme, kendini tüketme; hayatın yükünü tek başına omuzlama.
İnsan bazen uzun cümlelerle anlatamaz duygularını. Birkaç dize yeter; yürekte saklı ne varsa ortaya çıkar.
Şairin öğütleri, sonraki dizelerinde daha da belirginleşiyor:
Sakın ha sevdiğim yola durup da
Geleni, geçeni dostum bilip de
Ellerin sözünü kahirlenip de
Kötüyü kendine güldürme sakın
Aradan yüzyıllar geçmiş ama insanın sınavı pek değişmemiş
Bugün Âşık Ali Bey’in hayatını bütün ayrıntılarıyla bilmiyoruz. Hangi sokaklarda yürüdüğünü, hangi sevdaları yaşadığını, hangi acılarla yoğrulduğunu söyleyemiyoruz. Ama şiiri elimizde.
Âşık Ali Bey belki yüzyıllar önce yaşadı. Onu dinleyenler çoktan aramızdan ayrıldı. Fakat dizeleri hâlâ bize bir şeyler söylüyor.
SAKIN
Âşık Ali
Terk-i diyar eder, ben de gidersem,
Şahine tilkiyi yoldurma sakın.
Serim sağ olursa gece gelirim,
Ağlayıp gül, benzin soldurma sakın.
Sakın ha sevdiğim, yola durup da,
Geleni geçeni dostum bilip de,
Ellerin sözüne kahirlenip de,
Kötüyü kendine güldürme sakın.
Dostunun yanında yanıp açılma,
Düşmanın yanında göğsün geçirme.
Sakın sevdiğim, bir söz kaçırma,
Dostuna hâlini bildirme sakın.
Adımı sorarsan Âşık Ali'yim,
Üç gün akıllıyım, beş gün deliyim.
Dostun bahçesinin gonca gülüyüm,
Sakın düşmanlara yoldurma sakın
